Panik Bozukluk
Panik bozukluk: panik ataklarla seyreden bir anksiyete bozukluğudur. Kelimenin kökenine bakıldığı zamanYunan mitolojisinde panik: (panıkos)pan'dan üretilmiş bir sözcüktür. Kelimenin kökeni mitolojide yalnız yaşayan, üzgün olduğu zaman bir mağaraya kapanan, rahatsız edildiğinde çığlık atarak kokutan bir tanrının ismi olan “pan” dan gelmektedir.
Genel anlamda panik atak; kendiliğinden, beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan, yoğun korku içeren günde birkaç nöbet ile yılda birkaç nöbet arasında değişen panik nöbetler ile şekillenen endişe - kaygı nöbetidir.
Yaşanan bu endişe ve aşırı kaygı kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini gösterir (çarpıntı, boğuluyor gibi olma hissi, titreme… vb), bu durum kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratır ve sonunda bu yoğun korku duygusu içinde kişi, çok kötü bir şey olacağını, onun için sonun geldiğini, kalp krizi geçireceğini veya öleceğini düşünür ve bunun sonucu olarak birey hem sosyal hem de mesleki anlamda uyum problemleri yaşar.
Bu bozukluğun temel özelliği ani korku dönemleri şeklinde ortaya çıkan, nefes alma güçlüğü, çarpıntı, baş dönmesi gibi bedensel belirtilerle karakterize olan, yineleyici ve beklenmeyen ataklardır.
Klinik Özellikler:
Panik atak teşhisinin oluşabilmesi için en az iki “beklenmedik panik atağı” olması gerekir diğer temel özelliği ise diğer atağın ne zaman olacağına dair beklenti anksiyetesi ve agorafobidir.
Aşağıdaki belirtilerden dördünün ya da daha fazlasının birden başladığı ve on dakika içinde en yüksek düzeyine ulaştığı; ayrı bir yoğun korku ya da huzursuzluk döneminin olması:
Genellikle panik atağın şiddeti ve belirtileri hastanın özelliklerine göre farklılaşır. Genel açıdan panik atağın klinik özelliğini; panik atakları, agorafobi ve beklenti anksiyetesi oluşturur. Bir panik atağın temel özelliğini aniden ve hiçbir neden yokken oluşan yoğun korku, huzursuzluk duygusunun oluşmasıdır. Panik atak sırasında belirtiler hızlı bir şekilde ortaya çıkar ve geçen on dakika içerisinde en üs seviyeye ulaşır. Genellikle nedeni bilinmez ve hastalar ”Hayatlarındaki en korkunç ve kötü deneyim ” olarak tanımlarlar. Çoğu kişi artık sonunun geldiği duygusunu yaşar.
Panik Bozukluğun Nörobiyolojisi:
Panik bozukluğu anksiyete bozuklukları içerisinde biyolojik araştırmaların en fazla yapıldığı, hastalık olmasına rağmen bu bozukluğun oluşumundan sorumlu olan biyolojik düzenekler henüz tam aydınlatılamamıştır. Yapılan çalışmalara bakıldığı zaman ortaya çıkan panik bozukluğun oluşumundan çok sayıda ve birbiriyle karşılıklı olarak etkileşen nörotransmiterler aracılığıyla düşünce, duygulanım ve davranışları düzenleyen, beynin değişik düzenlerindeki farklı nöronal yapılarda bir işlev bozukluğunun sorunlu olduğu söylenebilir.
Panik Bozuklukta Genetik Etkenler:
Panik bozuklugunda ailesel bir yatkınlık olduğu eskiden belli bilinmektedir. Agorafobili hastaların akrabalarında da panik bozukluğuna sıklıkla rastlanmaktadır. Yapılan çeşitli çalışmalara göre panik bozukluğu olan hastaların birinci derece yakınlarında panik bozukluğunu görülme sıklığı yaşam boyu normallere göre yedi-yirmi kat daha fazla olduğu sonucu bulunmuştur.
Psikososyal Etkenler:
Panik atağın psikososyal etkenleri birçok kuram tarafından açıklanmıştır. Fakat bilişsel-davranışçı kuramın panik bozuklukta tedavilerinin başarılı olması, bu ekolün açıklamalarını desteklemiştir. Bu kurama göre anksiyetenin anne-baba davranışlarının örnek alınmasıyla yada klasik koşullanma süreci yoluyla öğrenilen bir tepki olduğunu ileri sürmektedir. Bir panik atağı yaşayan kişi atak sırasında oluşan belirtileri bedensel yada ruhsal açıdan tehlikeli, zararlı ve hatta ölümcül olabileceği inancına kapılır.Hastalar anksiyete belirtilerinden korkmaya başlarlar.Bir anlamda panik hastaları “korkudan korkmakta” ve dikkatlerini bu belirtilere yoğunlaştırmaktadır. Sürekli olarak bedenlerinde olası bir panik atağını düşündürecek belirtiler ararlar. Bu katastrofik inançlar yeniden anksiyeteye ve dolayısıyla daha fazla bedensel belirti ve duyuma neden olurlar. Bu durum bir kısır döngüye dönüşür. Anksiyetenin ve otonomik uyarılmanın artırdığı belirtilerin algılanması yeni panik ataklarına yol açar. Sonuçta, koşulanmış uyaranlara, koşulanmış yanıtlar ortaya çıkar.
Beklenti Anksiyetesi ve Panik Atak:
Daha önce panik atağı geçirmiş bireyler geçmişte yaşadıkları dehşet ve korkunç panik atakların tekrar yaşanacağı beklentisi içine girerler ve bu beklenti içerisindeki hastalar tekrar aynı panik atağı yaşayacağı anı kestirebilmek amacıyla ipuçları ararlar. Soluğunun nerede değişmekte olduğunun, hangi ortamda sıkıntı yaşadığının, kalbinin nerede ve ne zaman çarpmaya başladığının delillerini bulmaya çalışırlar. Hastalar bununla birlikte tüm dikkatlerini bedenlerine yöneltirler. Bunun sonucunda hipokondriyak (Hastalık hastalığı) tutum ve davranışlar göstermeye başlarlar. Sonuç olarak beklenti anksiyetesi ile birlikte birey gündelik yaşamını sekteye uğratacak hale gelebilir ve panik atağı geçirme kaygısıyla gündelik hayatından uzaklaşmaya başlar.
Genel değerlendirme ile birlikte:
Panik Bozukluğu her yaşta başlayabilir.
En sık 20-30 yaş arasında başlar, yaş ilerledikçe başlama oranı düşer.
Etnik, kültürel farklılıklar çok önemli bulunmamıştır.
Şehir yaşamında, kırsal bölgelere göre daha sık görülmektedir.
Ekonomik durumla bağlantısı bulunamamıştır.
Eğitim düzeyiyle panik bozukluğu arasında direkt bir ilişki saptanmamıştır
Evli insanlarda, dul yada boşanmış insanlara göre daha az görülmektedir, (bir çalışmada boşanmış yada dullarda 5 kat daha fazladır
Hastalığa Zemin Hazırlayan Faktörler Nelerdir ve Panik Atağı Neler Tetikler?
Ve ayrıca Kalıtım, stres, alkol, sigara, yaşam tarzı gibi nedenler düşünülebilir.
Panik bozukluğu karışabilen diğer hastalıklar:
Kansızlık, kalp krizi (angına pectoris ve myokard enfarktüsü), kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, astım, akciğer ambolisi, beyin-damar hastalıkları ( enfarktlar -beyin kanamaları), epilepsi (sara hastalığı), migren, multipl skleroz, beyin tümörleri, diyabet (seker hastalığı ), hipertiroidi (tiroid bezlerinin çok çalismasi), hipoglisemi (kan sekeri düşüklüğü ), hipoparatiroidi (paratiroid bezlerinin az çalışması), bazı maddelerle zehirlenme (amfetamin, kokain, marihuana, nikotin, teofilin,antikolinerjik dedigimiz maddeler), bazi maddelerin kullanımının aniden kesilmesi ( alkol, tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, uyku getirici ilaçlar),üremi,vücut su-tuz dengesi bozuklukları, yaygın enfeksiyonlar, lupus hastalığı panik bozukluk tabloları ile karışabilmektedir.
Bu yazı hazırlanırken aşağidaki kaynaklardan faydalanıldı:
Kaplan&sadock klinik psikiyatri
Anksiyete bozukluklarında son gelişmeler 2005 (editör doç.dr.Nesrin Dilbaz )
Anksiyete bozuklukları( editör prof.dr. Raşit tükel )
Ruh sağ. Ve bozuklukları Prof.dr.Orhan öztürk