Panik Bozukluğun Nörobiyolojisi:
Panik bozukluğu anksiyete bozuklukları içerisinde biyolojik araştırmaların en fazla yapıldığı, hastalık olmasına rağmen bu bozukluğun oluşumundan sorumlu olan biyolojik düzenekler henüz tam aydınlatılamamıştır. Yapılan çalışmalara bakıldığı zaman ortaya çıkan panik bozukluğun oluşumundan çok sayıda ve birbiriyle karşılıklı olarak etkileşen nörotransmiterler aracılığıyla düşünce, duygulanım ve davranışları düzenleyen, beynin değişik düzenlerindeki farklı nöronal yapılarda bir işlev bozukluğunun sorunlu olduğu söylenebilir.
Panik Bozuklukta Genetik Etkenler:
Panik bozuklugunda ailesel bir yatkınlık olduğu eskiden belli bilinmektedir. Agorafobili hastaların akrabalarında da panik bozukluğuna sıklıkla rastlanmaktadır. Yapılan çeşitli çalışmalara göre panik bozukluğu olan hastaların birinci derece yakınlarında panik bozukluğunu görülme sıklığı yaşam boyu normallere göre yedi-yirmi kat daha fazla olduğu sonucu bulunmuştur.
Psikososyal Etkenler:
Panik atağın psikososyal etkenleri birçok kuram tarafından açıklanmıştır. Fakat bilişsel-davranışçı kuramın panik bozuklukta tedavilerinin başarılı olması, bu ekolün açıklamalarını desteklemiştir. Bu kurama göre anksiyetenin anne-baba davranışlarının örnek alınmasıyla yada klasik koşullanma süreci yoluyla öğrenilen bir tepki olduğunu ileri sürmektedir. Bir panik atağı yaşayan kişi atak sırasında oluşan belirtileri bedensel yada ruhsal açıdan tehlikeli, zararlı ve hatta ölümcül olabileceği inancına kapılır.Hastalar anksiyete belirtilerinden korkmaya başlarlar.Bir anlamda panik hastaları “korkudan korkmakta” ve dikkatlerini bu belirtilere yoğunlaştırmaktadır. Sürekli olarak bedenlerinde olası bir panik atağını düşündürecek belirtiler ararlar. Bu katastrofik inançlar yeniden anksiyeteye ve dolayısıyla daha fazla bedensel belirti ve duyuma neden olurlar. Bu durum bir kısır döngüye dönüşür. Anksiyetenin ve otonomik uyarılmanın artırdığı belirtilerin algılanması yeni panik ataklarına yol açar. Sonuçta, koşulanmış uyaranlara, koşulanmış yanıtlar ortaya çıkar.
Beklenti Anksiyetesi ve Panik Atak:
Daha önce panik atağı geçirmiş bireyler geçmişte yaşadıkları dehşet ve korkunç panik atakların tekrar yaşanacağı beklentisi içine girerler ve bu beklenti içerisindeki hastalar tekrar aynı panik atağı yaşayacağı anı kestirebilmek amacıyla ipuçları ararlar. Soluğunun nerede değişmekte olduğunun, hangi ortamda sıkıntı yaşadığının, kalbinin nerede ve ne zaman çarpmaya başladığının delillerini bulmaya çalışırlar. Hastalar bununla birlikte tüm dikkatlerini bedenlerine yöneltirler. Bunun sonucunda hipokondriyak (Hastalık hastalığı) tutum ve davranışlar göstermeye başlarlar. Sonuç olarak beklenti anksiyetesi ile birlikte birey gündelik yaşamını sekteye uğratacak hale gelebilir ve panik atağı geçirme kaygısıyla gündelik hayatından uzaklaşmaya başlar.
Genel değerlendirme ile birlikte:
Panik Bozukluğu her yaşta başlayabilir.
En sık 20-30 yaş arasında başlar, yaş ilerledikçe başlama oranı düşer.
Etnik, kültürel farklılıklar çok önemli bulunmamıştır.
Şehir yaşamında, kırsal bölgelere göre daha sık görülmektedir.
Ekonomik durumla bağlantısı bulunamamıştır.
Eğitim düzeyiyle panik bozukluğu arasında direkt bir ilişki saptanmamıştır
Evli insanlarda, dul yada boşanmış insanlara göre daha az görülmektedir, (bir çalışmada boşanmış yada dullarda 5 kat daha fazladır
Hastalığa Zemin Hazırlayan Faktörler Nelerdir ve Panik Atağı Neler Tetikler?
Ve ayrıca Kalıtım, stres, alkol, sigara, yaşam tarzı gibi nedenler düşünülebilir.
Panik bozukluğu karışabilen diğer hastalıklar:
Kansızlık, kalp krizi (angına pectoris ve myokard enfarktüsü),kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, astım, akciğer ambolisi, beyin-damar hastalıkları ( enfarktlar -beyin kanamaları), epilepsi (sara hastalığı), migren, multipl skleroz, beyin tümörleri, diyabet (seker hastalığı ), hipertiroidi (tiroid bezlerinin çok çalismasi), hipoglisemi (kan sekeri düşüklüğü ), hipoparatiroidi (paratiroid bezlerinin az çalışması), bazı maddelerle zehirlenme (amfetamin, kokain, marihuana, nikotin, teofilin,antikolinerjik dedigimiz maddeler), bazi maddelerin kullanımının aniden kesilmesi ( alkol, tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, uyku getirici ilaçlar),üremi,vücut su-tuz dengesi bozuklukları, yaygın enfeksiyonlar, lupus hastalığı panik bozukluk tabloları ile karışabilmektedir.
Bu yazı hazırlanırken aşağidaki kaynaklardan faydalanıldı:
Kaplan&sadock klinik psikiyatri
Anksiyete bozukluklarında son gelişmeler 2005 (editör doç.dr.Nesrin Dilbaz )
Anksiyete bozuklukları( editör prof.dr. Raşit tükel )
Ruh sağ. Ve bozuklukları Prof.dr.Orhan öztürk