PATOLOJİK KUMAR OYNAMA
A-Aşağıdaki beşinin (ya da daha fazlasının) bulunması ile belirli, sürekli ve yineleyen uygunsuz kumar oynama davranışı:
Kompulsif kumarbazlığa alkol ve madde bağımlılığı yüksek oranda eşlik etmektir. Major depresyon, bipolar bozukluk, anksiyete bozuklukları, dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu, narsissistik ve antisosyal başta olmak üzere kişilik bozukluklarının patolojik kumarbazlığa eşlik eden veya bu hastaların yaşam öyküsünde saptanan diğer psikiyatrik bozukluklar olduğu belirtilmiştir.
Denetleme yanılması aktif katılım düzeyi ile artar. Rulet oyununda topu kendileri fırlatan grupta, ortaya sürülen para miktarı pasif katılan gruba oranla anlamlı derecede fazla bulunmuştur. Denetleme yanılmasını arttıran bire başka unsurda oyunda geçirilen sürenin uzamasıdır. Sihirsel inançlar sonuçla ilgisiz herhangi bir nesne ya da olayın sonucu etkilediğine ilişkin kognisyondur. Yapılan bir deneyde uğurları yasaklanan grupta kumar oynama davranışının, uğurlarına izin verilen gruba oranla anlamlı derecede azaldığı gösterilmiştir. Kumarla ilgili “şimdi şansım dönecek”, “artık bu işi öğrendim”, “bu makine kazandırıyor” gibi hatalı kongnisyonlar genellikle oyun sırasında ortaya çıkar ve artar. Tarafgir değerlendirme önceki sonuçlara bakarak öngörülemez olayları kestirmeye çalışmaktadır. Yapılan bir deneyde rulet oyununda siyaha para yatıran ve kazanan bir kişinin tekrar bir siyah yatırması olasılığı %50 iken, bu oranın siyaha para yatırıp kaybettikten sonra tekrar siyaha yatırma %75’e çıktığı gösterilmiştir. Bir kısım araştırmacılar kumarbazlardaki risk alma davranışının fizyolojik bir temeli olduğunu ileri sürmektedir. Buna göre noradrenerjik sistemdeki bozukluklar patolojik kumarbazlardaki heyecan arama davranışına yol açar. Bu araştırmacılar patolojik kumar oynayanlarda rastlanabilen düşük plazma 3-metoksi–4-hidroksifenilglikol (MHPG)düzeyi ile serebrospinal sıvıda ve idrarda artmış seviyelerine dikkat çekmektedir.
İlerleyici seyir, büyük kayıplara karşı kumar oynama davranışının kontrol altına alınamaması, olumsuz sonuçların göz ardı edilmesi gibi özellikler tanı koydurucudur. Madde bağımlıları gibi patolojik kumarbazlarda, uyarılma isteği ve öforik duruma ulaşma çabası ön plandadır. Benzer şekilde patolojik kumarbazlar tolerans ve çekilme belirtileri de gösterirler. Bu nedenle aynı uyarımı yaşamak için zaman içinde daha fazla para yatırma ve kumar oynanmadığı zaman huzursuzluk, yerinde duramama, depresif mizaç ve yoğunlama zorlukları gibi çekilme belirtilerinin varlığı oldukça tipiktir.
Patolojik kumar oynama, sosyal ve mesleki sorunlarla yola açmayan sosyal kumarbazlıktan ayırt edilmelidir. Manik episod veya akut madde kötüye kullanımı sırasında ortaya çıkabilen kumar oynama davranışı, patolojik kumarbazlıktan sinsi ve ilerleyici bir seyir göstermemesi nedeniyle kolayca ayırt edilebilir.
Başlangıç sinsi ve ilerleyicidir. Kumar oyunlarında geçirilen sürenin uzaması, büyük kayıplar, psikososyal stresörler gibi etkenler “problem” kumar oynama davranışının, “patolojik” kumarbazlığa dönüşümünü tetikleyebilir. Patolojik kumarbazlığın erkeklerde ergenlikte, kadınlarda ise daha ileri yaşlarda başladığı bildirilmiştir
Patolojik kumar oynama tedavisinde psikoanaliz, davranış tedavisi, bilişsel tedavi, farmakoterapi ve hatta ECT gibi tedaviler denenmişse de, bu tedavi yaklaşımlarını karşılaştıran kontrollü çalışmalar yoktur. Seçilen tedavi yöntemlerinden bağımsız olarak, bu tür hastalıkların tedavisinde büyük zorluklar yaşayabileceği bildirilmiştir. psikoanalatik tedavi yaklaşımında hastaya omnipotans hissi, kendini kandırma ve uyumu bozan defanslara karşı içgörü kazandırmaya çalışılır. Aile terapisinin patolojik kumar oynamada yararlı olduğu bildirilmiştir. Patolojik kumar oynamaya sıklıkla eşlik eden madde kullanım bozukluklarının da tedavi planlamasında göz önüne alınması gerekir. Hasta ileri derecede depresyonda ise ve intihar riski mevcutsa hastane tedavisi en uygun seçenektir. Hollander ve arkadaşları patolojik kumarbazlığın obssessif-kompulsif spektrum içinde düşünülmesi gerektiğini vurgulayarak, SSRI’lara olumlu tedavi yanıtının diğer yöntemlere göre daha fazla olduğu bildirilmiştir.(1). İmajinatif duyarsızlaştırma, relaksasyon gibi davranışçı tekniklerin bazı hastalarda yararlı olduğu belirtilmiştir. Mc conaghy ve arkadaşlarının bir çalışmasında imajinatif duyarsızlaştırmanın diğer davranışçı yöntemlerden daha etkili olduğu vurgulanmıştır. (7). Patolojik kumar oynama tedavisinde en güncel ve umut vaat eden yaklaşım bilişsel tedavidir. Bu yöntemde denetleme yanılsaması, sihirli inançlar, taraflı değerlendirme, hatalı algılama ve irrasyonel düşünme gibi hatalı kongisyonlara karşı içgörü geliştirmek ve bunları daha iyi uyum sağlayan şemalarla değiştirmek amaçlanmaktadır. Bu yaklaşımın en başarılı biçimde uygulandığı ‘ Quebec’ programında 1. kumar hakkında bilgilendirme, 2. bilişsel yaklaşım, 3. sorun çözme eğitimi, 4. sosyal beceri eğitimi ve 5. relaps önleme aşamaları ile çok yüz güldürücü tedavi sonuçları alındığı bildirilmiştir. Önümüzdeki yıllarda bu tedavi yaklaşımının daha da yaygınlaşacağı tahmin edilmektedir.
İ
*KAYNAKLAR:
Dürtü Kontrol Bozuklukları (Tek Etiket Matbaası İstanbul 1998)